Eğitim-öğretim yılının ikinci dönemi başladı. Çocuklarımız dinlenmiş ve toparlanmış olarak tekrar okul yoluna koyuldular.
İlköğretim okullarında, özellikle ilk 3-5 yıl artık sınıfta kalmak neredeyse imkansız. Sınıf geçme konusunda çocuklar daha az kaygılı ve karneyi eskisi kadar önemsemiyorlar.
Son yıllarda öğretmenlerimizde bir cömertlik moda. Hemen hemen her karnenin arkasına bir de takdir veya teşekkür belgesi ekleniyor. Çocukların keyfi yerinde!.. Sonrası mı? Sonra, nasıl olsa bir gün, eğitilmekten ziyade avutulduklarını anlayacaklar. İnşallah o gün iş işten geçmemiş olur.
Biz aileler de çocuklarımızın bu başarılarından kendi payımızı ziyadesiyle hak etmekteyiz! Diğer taraftan, çocuklarımızın gerçek kapasitesi okul başarısına dönüşemiyorsa, okulda sorunları varsa, bu sorunlar büyük nisbette evden kaynaklanıyor olabilir.
Sizler için bir “karne” hazırladık. Lütfen aşağıdaki ve sonraki sayılarımızda ele alacağımız “hal ve davranış” maddelerini okuyarak kendi notunuzu verin ve karnenizi doldurun. Kendinizi değerlendirmekte tereddüt ettiğiniz konularda çocuklarınızdan yardım isteyebilirsiniz! Çünkü burada önemli olan sizin kendinizi algılamanız değil, çocuklarınızın size verdiği nottur.
Alışverişin tek bedeli para mı?
Çocuğun okul ihtiyaçlarının karşılanmasında ailenin takındığı tavrı büyük ölçüde ekonomik güç belirlemekle birlikte, ailenin konuya yaklaşımı çocuklar için önemli mesajlar yani uyarılar içerir.
Ana-babalar okul ihtiyaçları konusunda farklı tavırlar takınırlar. Şüphesiz en halisane niyetlerle, çocukları heveslendirmek, başarıya yönlendirmek maksadıyla, onlara çok orijinal, çok değerli, çok kaliteli, sınıfta hiçbir çocukta bulunamayacak nitelikte okul malzemeleri alma arzusu hemen hemen her anne-babada vardır. Bunun karşılığında da çocuktan bu eşyalarına “bir devlet dairesinde demirbaş eşyaların korunması tüzüğüne” uygun olarak bekçilik yapması beklenir. Aileye göre, özellikle de babalara göre bu, çocuğun “malına sahip olma” karakterini kazanması için mutlak zorunludur.
Çocuk tarafından bu değerli okul malzemelerine beslenen hisler karmaşıktır. Öncelikle kendisine atfedilen olağanüstü değer söz konusudur. İlaveten ailesinin bu malzemelerle mütenasip olarak kendisinden üstün başarı beklediğinin de bilincindedir. Oysa başarı çocuk için kişisel bir hedeftir. Bu yaklaşımla bir tatmin unsuru olmaktan çok bir diyet hissine dönüşür. Kısaca, başarma arzusu başaramama kaygısına dönüşür.
Manevi boyutta ise, çocuk sahip olduğu nesnelerden dolayı kendini diğer çocuklardan üstün görebilir. Arkadaşlarına hava atmaya teşebbüs edebilir. Nedense birçok aile, çocuğunun ucuz veya pek de gerekli olmayan malzemelerin yokluğundan eziklik duyacağından endişe ederek, çocuklarına maddi imkanlarının çok üzerinde harcamalar yaparlar. “Çocuğum eksiklik duymasın da varsın üstünlük duysun” düşüncesi hakimdir. Oysa bu his, tatminsiz bir şahsiyetin oluşmasında temel teşkil eder ve çocuğun benliğini şişirir.
Okulda değerli eşyaları korumak ciddi bir iştir. Uyanık olmayı, etrafa şüpheyle bakmayı gerektirir. Çocuk, çantasından bir şey kaybolur endişesiyle teneffüse çıkmayıp sınıfta bekleyebilir. Bir arkadaşı kendisinden ödünç bir şey istediğinde, bozar veya kırar endişesiyle asla veremez. Verse, korktuğunun başına gelmesi büyük ihtimaldir. Çocuk hisleri denetimsizdir, aklına geleni yapıverir. Yani arkadaşı ödünç aldığı kalemtraşı kazara kırıverir. Sonra evde bunun hesabını vermek yardımsever çocuğa düşer. Sen misin veren... Tabii ki çocuk arkadaşlarıyla yardımlaşamazsa, kendisi de muhtaç olduğunda başkalarından isteyemez. İsteyebilse de kimse ona bir şey vermek istemez. Çocuk tecrit edilebilir. Bu ne kötü bir durumdur!..
Günümüzde çocuklar için icad edilen pek çok okul malzemesi oyuncak niteliğindedir. Açıp-kapamalı, çevirmeli, takıp-çıkarmalı, resimli, hatta müzikli olabilen bu nesneler, çocuğun ders esnasında dikkatini çekerek oyuna dalmasına ve dersten kopmasına da neden olabilir. Öğretmenleri sık sık uyarmak zorunda kalır. “Bırak elindekiyle oynamayı da dersi dinle!” derler. Sonuçta bu harika nesnelerin çocuğu daha başarılı kılmayacağı kesindir.